Akıllı Şehirler (Smart Cities)

Toplum olarak bir tüketim toplumuyuz. Özellikte teknolojiyi tüketmeyi çok seviyoruz. Cep telefonu, televizyon, tablet, laptop, lüks araba vb. tüm teknolojik ürünleri tükettiğimiz gibi teknoloji terimlerini de çok çabuk tüketiyoruz.

Endüstri 4.0, 4G teknolojisi, blockchain, kripto para birimleri, akıllı şehir, akıllı cihaz, akıllı robot, akıllı araba vb… tüm bunlar yakın zamanda biz Türk toplumu tarafından, üretme noktasında bir çalışma yapmadan, tüketmeye gayret gösterdiğimiz teknoloji terimleri.

Yurtdışında uzun ARGE çalışmaları ve emeklerin sonucu olarak çıkan bu tip teknolojiler ve teknoloji standartları çıkar çıkmaz Türkiye’de bu işin ekmeğini nasıl yeriz mantığında oluyor bizim insanımız. PR çalışmaları bir anda bu yönde şekil alıyor; akıllı buzdolabı, yapay zekalı yazılım, akıllı bina, akıllı ev… gibi aslında sadece bir kaç ek özellik veya raporlama araçları olan ürün ve yazılımların pazarlamasına kafa yoruyoruz. Aslında bu teknoloji standartları o kadar değerli ki biraz kafa yorsak belki biraz içselleştirsek bizi farklı dünyalara götürecekler. Teknolojiyi içselleştirmeden tükettiğimiz için veya şu şekilde söylemeli, teknolojiyi bulunduğu en üst seviyeyiden en alt seviyeye yani sadece pazarlama noktasına çektiğimiz için sadece bunların yapanların arkalarından bakıyor ve içerleniyoruz. Hatta PR noktasında bazı zeki Türk yatırımcıları “Endüstri 4.0 neymiş biz 5.0 yapıyoruz”, “Çin 5G yi devreye almış biz 6G yapıyoruz”, “Kendi kripto paramızı yapıyoruz” gibi işi nirvana seviyelerine çıkarabiliyorlar.

Biz niye yeni bir teknoloji üretemiyoruz? Biz niye bu teknoloji patentlerinin sahibi olamıyoruz veya bu ekiplerin bir parçası olamıyoruz? Bu işleri yapan insanların arkasında devletler veya büyük yatırımcılar var ve yatırım yapılıyor da bizim ülkemiz niye bunun hala farkında değil? Niye biz gençlere imkanlar verilmiyor? Niye kalıplanmış toplumlar, şirketlerde çalışmak zorunda kalıyoruz? Neden 1 iPhone = 100 çuval patates? ….

İşte bu soru setleri peş peşe geldikten sonra çok çalışmamız gerektiği, 1 günün yetmediğini, okumak-okumak ve sürekli gelişmek gerektiğinin farkındalığına sahip olmuş oluyoruz. Teknolojiyi direk kaynaklarından okuyarak, araştırarak gerçekten verimlilik katmak için var olduğunu biliyoruz.

Uzun bir girizgahtan sonra Akıllı Şehirlere değinmek istiyorum.

Yine yukarıdaki saydığım PR çalışmaları nedeniyle şu sıralar “Akıllı Şehir İstanbul” ifadelerini çok duyuyorum. Bu yoruma gerçekten içerleniyorum. Bunu söyleyenler ve inanlar her halde her tarafa kamera koymayı ve tüm bilboardlara akıllı şehir yazıları ile şehrin akıllaştığını düşünüyorlar.

Bu şehrin veya her hangi bir şehrin akıllı şehir olarak adlandırılabilmesi için en az şu özellikleri olmalı düşüncesindeyim:

  • Trafik sinyalizasyon sisteminin gerçek zamanlı araç trafik yoğunluğuna göre sinyalizasyonu kendi kendine karar verebileceği bir hale gelmeli. Ambulans ışıklarını yakmışsa ve gerçekten bir ambulans geliyorsa o güzergahtaki ışıklar yeşillenmeli ve diğer güzergahlar yol akışını sağlayacak şekilde kendini akıllı olarak ayarlamalı.
  • Yayalar için de aynı trafik sinyalizasyon sistemi geçerli olmalı. Sadece insan yoğunluğu göre değil karşıdan karşıya geçmeye çalışan insanların olduğu noktadaki hava şiddeti ölçülmeli eğer insanlar şiddetli rüzgar veya kara maruz kalıyorsa öncelik verilmeli. Yaşlı insanlar varsa önceliklendirilmeli vb.
  • Her araçta veya devlet araçlarındaki akıllı izleme sistemleri ile suçlu araçlar sürekli trafikte takip edilmeli. IETT’lere bire bu sistem entegre edilse yüz tanıma, plaka tanımlama gibi sistemlerle anında merkezi bir sisteme haber almalar bilgilendirmeler olmalı.
  • Devlet araçları hatta özel araçlardaki bu kameralar ile her araç bir trafik polisi olmalı ve trafik magandalarını sistem tespit ettiği zaman merkezi bir sisteme bilgilendirme yapmalı.
  • Yol ışıklandırma sistemi yoğunluk veya hava şiddetine göre kendini ayarlamalı. Otobanlarda sabahlara kadar gereksiz yanan ışıklandırma sistemine üzülüyorum. Akıllı sistemler ile araçların belki 1-2 kaç km ötesinden sistemler yolun kullanılacağını algılamalı ve kendini ayarlamalı. Sistem kendi kendine karar verebilmeli.
  • Trafik akışını sağlayabilmek için şeritler otomatik olarak karşı şerite verilebilecek şekilde ayarlanabilmeli. 4 gidiş 4 gelişli bir yolda bir taraf boş iken diğer taraf kaplumbağa modunda olabiliyor. Bu gibi noktalarda akıllı şerit ekleme çıkarma sistemleri ile 2 gidiş 6 gelişe sistem dönebilmeli otomatik olarak.

Değişim en üstten-aşağıdaya doğru inmeli. En alttan başlatılan değişimin hem yetersiz hem de güçsüz kalmakta ve sadece altta değişim için çalışan insanların çabası büyüklüğünde ve etkisinde olmaktadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

20 − ten =

Translate »